Espresso hazırlarken gözümüz çoğu zaman makinede olur. Akışın rengine, kronometreye, fincanın doluşuna bakarız. Oysa en değerli bilgi, bütün bu hareketlerin sonunda küçük bir yudumda saklıdır. Kahveyi anlamaya başlamak için karmaşık bir tadım sözlüğüne ihtiyacınız yok. Önce basit bir soruyla başlayın: Bu fincanı içmek hoşuma gidiyor mu?
Tarif, yeniden dönebileceğiniz bir başlangıç noktasıdır. Kullandığınız kahveyi, kuru kahve miktarını, fincana aldığınız içecek miktarını ve akış süresini not edin. Bu bilgiler tek başına iyi bir fincanı garanti etmez; ancak bir sonraki denemeyi konuşabileceğiniz ortak bir dil oluşturur. Aynı sonucu yeniden elde edemiyorsanız, hangi değişkenin hareket ettiğini fark etmek zorlaşır.
İlk çalışmada her şeyi aynı anda değiştirmeyin. Kahveyi ve kullandığınız miktarı sabit tutup öğütümde küçük bir düzenleme yapmak, iki fincan arasında ilişki kurmayı kolaylaştırır. Sonucu tattıktan sonra yeniden karar verin. Amacınız bir sayıya ulaşmak değil, yaptığınız değişikliği fincanda okuyabilmek olsun. Makinenin göstergesi bir araçtır; değerlendirmeyi sizin damak zevkiniz tamamlar.
Hazırlık aşaması da aynı dikkatle ele alınmalı. Temiz ve kuru bir sepet, düzenli bir kahve yatağı ve tutarlı çalışma sırası, denemeleri karşılaştırmanıza yardımcı olur. Bir fincanda acele edip diğerinde uzun uzun hazırlanırsanız, farkı yalnızca öğütüme bağlamak güçleşir. Kendi rutininizi oluşturun: tartın, hazırlayın, demleyin, not alın ve tadın. Bu küçük sıra zamanla daha doğal hale gelir.
Tadım yaparken önce kahveyi karıştırın ve rahatça içebileceğiniz sıcaklığa gelmesini bekleyin. İlk yudumda yoğunluğunu düşünün. Sonra dilinizde bıraktığı hissi, tatlılık algısını ve yuttuktan sonra kalan izlenimi tarif edin. “İnce”, “yuvarlak”, “keskin” veya “kuru” gibi gündelik sözcükler yeterlidir. Başkasının bulduğu aromayı bulmak zorunda değilsiniz. Gözleminizin size anlamlı gelmesi daha değerlidir.
İki fincanı yan yana karşılaştırmak, hafızadan yorum yapmaktan daha açıklayıcı olabilir. Birini diğerinden daha rahat içiyorsanız bunun nedenini yazın. Hangi fincan daha dolgun? Hangisinin bitişi daha kısa? Sütle içmeyi seviyorsanız değerlendirmeyi tercih ettiğiniz içecekle de tekrarlayın. Espressoyu tek başına ve bir içeceğin içinde farklı biçimde deneyimleyebilirsiniz.
Her yeni kahvede önceki ayarı bir beklentiye dönüştürmemeye çalışın. Paket değiştiğinde fincandaki karakter de değişebilir. Önceki notlarınız size yol gösterebilir; yine de yeni kahveyi yeniden dinlemek gerekir. Küçük, kontrollü denemeler yaparak sizin için keyifli olan dengeye yaklaşın. Bir fincanın diğerine benzememesi her zaman bir hata değildir; bazen keşfin kendisidir.
Kahveye Yönelik'te espressoya yaklaşımımızın merkezinde bu merak var. Bir ayarı ezberlemekten çok, soruyu birlikte kurmak ve cevabı birlikte tatmak. Bir sonraki kahvenizde makineyi çalıştırmadan önce defterinize tek bir cümle yazmayı deneyin: “Bugün neyi anlamak istiyorum?” Böylece her fincan, aynı hareketin tekrarı olmaktan çıkıp küçük bir öğrenme alanına dönüşür.


